|
|
Kayıtlı değilsiniz. Tam giriş için lütfen
ücretsiz kayıt olun.
You are Unregistered, please
register to gain Full access.
|
|||||||
| Dini Hikayeler Dini Hikayeleri Bu Bölümde Bulabilir Ve Paylaşabilirsiniz |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
İmam-ı Azam Hasmı ile Bir tartışma esnasında hasmı İmam-ı Azam'a bir tokat vurmuş. Bunun üzerine imam-ı Azam sinirlerine hakim olarak şöyle demiş: Senin bu hareketine aynı ile mukabele edebilirdim ama etmeyeceğim. Seni halifeye şikayet edebilirdim, bunu da yapmayacağım. Seni Allah'a havale edip ahrette davacı olmayı ve hakkımı almayı dileyebilirdim fakat bunu da yapmayacağım. Sadece sorulursa Cennet'e sensiz girmek istediğimi söylerim." Demiş. İmam-ı Azam'ın bu hassasiyeti karşısında adam duygulanmış ve ağlayarak eline kapanmış. İ.Azam, "Ağlamana hiç gerek yok ben seni baştan zaten affetmiştim." Diyor. Böylece İ.Azam hasmına hem büyük bir edep ve hoşgörü dersi veriyor hem de onu vicdanen mahkum ederek intikamını fazlası ile alıyor.
__________________
!!! Siz Geceleri Rüyalarınızda Kızları Düşlerken Biz Klavyemizle Savaştayız !!! !!! Siz sabahları uyanınca yüzünüzü yıkarken biz son yedeklerimizi almış yeni yatıyor oluyoruz !!! !!! Siz bizim kim olduğumuzu merak ederken biz sizin 7 sülalenizi çözüyoruz !!! !!! Siz bizi yakalamak isterken çoktan sizi teslim almış ve uzaklaşmış oluyoruz !!! [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
|
|
|
|
|
|
#2 (permalink) | |||||||||
|
Prof. Üye
Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 1.461
Rep Gücü :
Rep Puanı : 12
Rep Seviyesi :
![]() Aktiflik: 475 / 792 |
Hüsn-i zan
Defnedilen bir cenazenin arkasından eshab-ı kiram konuşuyor. Bir kişi, "Ya Resulallah! Tabutu çok ağırdı" diyor. Efendimiz, "Demek ki sevabı çokmuş" diyor. Başka bir cenaze sonrası yine birisi "Ya Resulallah! Tabutu çok hafifti" diyor. Allah'ın Resulü, "Demek ki günahı çok azmış" buyuruyor.
__________________
!!! Siz Geceleri Rüyalarınızda Kızları Düşlerken Biz Klavyemizle Savaştayız !!! !!! Siz sabahları uyanınca yüzünüzü yıkarken biz son yedeklerimizi almış yeni yatıyor oluyoruz !!! !!! Siz bizim kim olduğumuzu merak ederken biz sizin 7 sülalenizi çözüyoruz !!! !!! Siz bizi yakalamak isterken çoktan sizi teslim almış ve uzaklaşmış oluyoruz !!! [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
|||||||||
|
|
|
|
|
#3 (permalink) | |||||||||
|
Prof. Üye
Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 1.461
Rep Gücü :
Rep Puanı : 12
Rep Seviyesi :
![]() Aktiflik: 475 / 792 |
Hz. Ömer'in uyarıcısı:
Hz Ömer, kendisine adaletten ayrılmamayı bunun ahrette hesabının sorulacağını hatırlatması için bir adam tutmuş. Bu şahıs, her gün belli bir vakitte gelir, "Ya emir-el Müminin! Adaletten ayrılmayın, ahreti unutmayın." dermiş. BU görevli şahıs yine bir gün geldiği zaman Hz. Ömer, "Artık senin hatırlatmana gerek kalmadı, sakalımdaki beyaz kıllar bana her aynaya bakışımda ahreti hatırlatıyor." demiş. Osmanlı padişahlarının da kendilerine hatırlatmalar yapan görevlileri varmış. Bu görevliler belli yer ve zamanlarda "Gururlanma padişahım! Senden büyük Allah var." derlermiş. --------------------------------------------------------- Azrail İle Arkadaş Olan Kimse: Adamın biri bir vesile ile Azrail ile tanışmış ve arkadaş olmuş ve arkadaşına "Biliyorum senin elinden kurtuluş yok, ancak benim senden bir istirhamın olacak: Geleceğin zaman bana haber verirsen hiç değilse hazırlık yapar ve bazı işlerimi tamamlamaya çalışırım" der. Fakat aradan bir süre geçtikten sonra Azrail bu arkadaşının canını almaya gelir. Arkadaşı "Hani bana söz vermiştin, niçin habersiz geldin?" der. Azrail de "Ben sana haber verdim ama sen anlamadın. Önce saçın sakalın ağardı, sonra dizlerinin dermanı kesildi, ellerin titremeye başladı, bütün bunlar ölümün birer habercisiydi." der. not: azraille arkadaş olanın hazreti İbrahim olduğu söylenir.
__________________
!!! Siz Geceleri Rüyalarınızda Kızları Düşlerken Biz Klavyemizle Savaştayız !!! !!! Siz sabahları uyanınca yüzünüzü yıkarken biz son yedeklerimizi almış yeni yatıyor oluyoruz !!! !!! Siz bizim kim olduğumuzu merak ederken biz sizin 7 sülalenizi çözüyoruz !!! !!! Siz bizi yakalamak isterken çoktan sizi teslim almış ve uzaklaşmış oluyoruz !!! [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
|||||||||
|
|
|
|
|
#4 (permalink) | |||||||||
|
Prof. Üye
Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 1.461
Rep Gücü :
Rep Puanı : 12
Rep Seviyesi :
![]() Aktiflik: 475 / 792 |
3-En Fazla Üç Varlık
Bir bayram günü Harun Reşit bayramlık güzel elbisesini giyerek Behlül Dana'nın ziyaretine gitmiş. Behlül, halifeye üç soru sormuş: Yeryüzünde, yer altında ve gökyüzünde en fazla olan şey nedir? Harun Reşit cevaben; " Yeryüzünde canlı, yer altında ölü, gökyüzünde de kuşlar en çoktur" demiş. Behlül Dana "Hayır bilemedin. Söylediklerin her ne kadar zahiren öyle görünse de işin hakikati şudur: Yeryüzünde en çok olan tamah, yeraltında eyvah, gökyüzünde ise Salih ameldir" diyor.
__________________
!!! Siz Geceleri Rüyalarınızda Kızları Düşlerken Biz Klavyemizle Savaştayız !!! !!! Siz sabahları uyanınca yüzünüzü yıkarken biz son yedeklerimizi almış yeni yatıyor oluyoruz !!! !!! Siz bizim kim olduğumuzu merak ederken biz sizin 7 sülalenizi çözüyoruz !!! !!! Siz bizi yakalamak isterken çoktan sizi teslim almış ve uzaklaşmış oluyoruz !!! [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
|||||||||
|
|
|
|
|
#5 (permalink) | |||||||||
|
Prof. Üye
Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 1.461
Rep Gücü :
Rep Puanı : 12
Rep Seviyesi :
![]() Aktiflik: 475 / 792 |
Halife Hz. Ömer bir gün kırbasını (su tulumu, su kabı) sırtına yüklenmiş, Medine'nin en kalabalık sokaklarında dolaşıyordu. Babasının sırtında kırba ile dolaştığı oğlu Abdullah'ın da gözüne ilişti ve kendisine yetişip sordu:
- Baba sen ne yapıyorsun, koskoca halife sırtında kırba taşır mı, taşıtacak kimse mi bulamadın? - Oğlum, bunu taşıtacak adam bulamadığım için veya başka bir mecburiyet dolayısıyla taşıyor değilim. Nefsime gurur gelir gibi oldu, kendimi beğenir gibi oldum, sırf onu küçültmek için bu yola başvurdum.
__________________
!!! Siz Geceleri Rüyalarınızda Kızları Düşlerken Biz Klavyemizle Savaştayız !!! !!! Siz sabahları uyanınca yüzünüzü yıkarken biz son yedeklerimizi almış yeni yatıyor oluyoruz !!! !!! Siz bizim kim olduğumuzu merak ederken biz sizin 7 sülalenizi çözüyoruz !!! !!! Siz bizi yakalamak isterken çoktan sizi teslim almış ve uzaklaşmış oluyoruz !!! [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
|||||||||
|
|
|
|
|
#6 (permalink) | |||||||||
|
Prof. Üye
Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 1.461
Rep Gücü :
Rep Puanı : 12
Rep Seviyesi :
![]() Aktiflik: 475 / 792 |
HZ. ALİ'NİN BÜYÜKLÜĞÜ
Birgün ashab Peygamberimiz (s.a.v)'den Hz. Ali'yi niçin çok sevdiğini sordu. Hz Peygamber o anda mecliste bulunmayan Hz. Ali'yi çağırmaya adam gönderdi ve orada bulananlara sordu: - Birisine iyilik etseniz, o da size kötülük etse ne yapardınız? Cevap verdiler: - Yine iyilik ederiz. - Yine kötülük yapsa? - Biz yine iyilik ederiz? - Yine kötülük yapsa? Ashab cevab vermedi, başlarını öne eğdiler. Bunun anlamı kötülüğe kötülükle mukabele etmesek bile iyilik yapmaya devam etmeyiz, demekti. Bu sırada Hz. Ali o meclise geldi. Rasulullah Hz. Ali'ye sordu: - Ya Ali, iyilik ettiğin biri sana kötülük etse ne yapardın? - Yine iyilik ederdim. - Yine kötülük yapsa? - Yine iyilik yapardım. Hz. Peygamber soruyu tam yedi defa tekrarladı. Hz. Ali yedi defasında da "yine iyilik ederdim" diye cevap verdi. Ashab, - Ya Rasulallah, Ali'yi çok sevmenizin sebebini şimdi anladık, dediler.
__________________
!!! Siz Geceleri Rüyalarınızda Kızları Düşlerken Biz Klavyemizle Savaştayız !!! !!! Siz sabahları uyanınca yüzünüzü yıkarken biz son yedeklerimizi almış yeni yatıyor oluyoruz !!! !!! Siz bizim kim olduğumuzu merak ederken biz sizin 7 sülalenizi çözüyoruz !!! !!! Siz bizi yakalamak isterken çoktan sizi teslim almış ve uzaklaşmış oluyoruz !!! [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
|||||||||
|
|
|
|
|
#7 (permalink) | |||||||||
|
Prof. Üye
Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 1.461
Rep Gücü :
Rep Puanı : 12
Rep Seviyesi :
![]() Aktiflik: 475 / 792 |
derin manalar ve dersler içeren örnek bir hikaye:
Bir adamcağız kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır. Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi bir şey yapmış olmak için bunu Hacı Bektaş Veli'nin dergahına kurban olarak bağışlamak ister. (O zamanlar dergahlar ayni zamanda aş evi işlevi görüyordu.) Durumu Hacı Bektas Veli'ye anlatır ve Hacı Bektaş Veli helal değildir diye bu kurbanı geri çevirir. Bunun üzerine adam Mevlevi dergahına gider ve ayni durumu Mevlana'ya anlatır. Mevlana ise bu hediyeyi kabul eder. Adam ayni şeyi Hacı Bektas Veli'ye de anlattığını ama onun bunu kabul etmemiş olduğunu söyler ve Mevlana'ya bunun sebebini sorar. Mevlana şöyle der: “Biz bir karga isek Hacı Bektaş Veli bir şahin gibidir. Öyle her leşe konmaz. O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz ama o kabul etmeyebilir.” Adam üşenmez kalkar Hacı Bektaş dergahına gider ve Hacı Bektaş Veli'ye, Mevlana’nın kurbanı kabul ettiğini söyleyip bunun sebebini bir de Hacı Bektas Veli'ye sorar Hacı Bektas da söyle der: “Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise Mevlana’nın gönlü okyanus gibidir. Bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir ama onun engin gönlü kirlenmez. Bu sebepten dolayı o senin hediyeni kabul etmiştir.”
__________________
!!! Siz Geceleri Rüyalarınızda Kızları Düşlerken Biz Klavyemizle Savaştayız !!! !!! Siz sabahları uyanınca yüzünüzü yıkarken biz son yedeklerimizi almış yeni yatıyor oluyoruz !!! !!! Siz bizim kim olduğumuzu merak ederken biz sizin 7 sülalenizi çözüyoruz !!! !!! Siz bizi yakalamak isterken çoktan sizi teslim almış ve uzaklaşmış oluyoruz !!! [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
|||||||||
|
|
|
|
|
#8 (permalink) | |||||||||
|
Prof. Üye
Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 1.461
Rep Gücü :
Rep Puanı : 12
Rep Seviyesi :
![]() Aktiflik: 475 / 792 |
Allah NASIL MİSAFİR EDİLİR?
Musa Aleyhisselâmın ümmeti: - Ya Musa! Rabbimizi yemeğe davet ediyoruz. Buyursun bir gün misafirimiz olsun. Nemiz varsa ikram etmeye hazırız, dediklerinde Musa Aleyhisselâm, onları azarladı. «Nasıl olur, Allah (haşa) yemekten, içmekten ve mekândan münezzehtir» diyerek bir daha böyle bir şeyi akıllarından bile geçirmemelerini tenbihledi. Fakat Musa Kelîmullah Turu Sina'ya çıkıp, bazı münasaatta bulunmak istediğinde, Allah tarafından şöyle nida olundu: - «Ya Musa neden kullarımın davetini bana getirip söylemiyorsun?» Musa Aleyhisselâm: «Ya Rabbi, böyle daveti size gelip söylemekten haya ederim. Nasıl olur, Zatı Ulûhiyetiniz onların söylediklerinden beridir» dedi. Allah (c.c.): «Söyle kullarıma, onların davetine Cuma akşamı geleceğim» buyurdu. Musa Aleyhisselâm gelip kavmini durumdan haberdar etti, hazırlığa başlandı, koyunlar, sığırlar kesildi. Mümkün olduğu kadar mükellef bir yemek sofrası hazırlandı. Çünkü misafir gelecek olan ne bir vali, ne bir padişah, ne bir başka yaratıktı. Kâinatın yaratıcısı misafir olarak gelecekti. Hazırlıklar tamamlandıktan sonra, akşam üstü uzak yollardan geldiği belli; yorgun argın, üstü-başı birbirine karışmış bir ihtiyar gelip: «Ya Musa! Uzak yollardan geldim, acım, bana bir miktar yemek verin de karnımı doyurayım» dedi. Hz. Musa: - Acele etme, hele şu testiyi al da biraz su getir bakalım. Senin de bir katkın bulunsun. Biraz sonra Allah (c.c.) gelecek, dedi. Tabii adam daha fazla diretmeden çekip gitti. Yatsı vakti oldu, beklenen misafir halâ gelmedi. Sabah oluncaya kadar beklediler, halâ gelen giden yoktu. Neyse ümidi kestiler. Hz. Musa taaccüp içinde idi. İkinci gün Hz. Musa Tur'a gidip: - Ya Rabbi, mahcup oldum, ümmetim: «Ya Sen bizi kandırdın, ya Allah sözünde durmadı» diyorlar dediğinde, şöyle hitap olundu: - Geldim ya Musa, geldim. Açım dedim, beni suya gönderdin, bir lokma ekmek bile vermedin. Beni ne sen, ne kavmin ağırladı.» Bunun üzerine Hazreti Musa Kelîmullah: - Ya Rabbi bir ihtiyar geldi sadece, o da bir kuldu, Allah değildi. Bu nasıl olur? dediğinde Cenabı Allah: - «İşte ben o kulum ile beraberdim. Onu doyursa idiniz, beni doyurmuş olacaktınız. Çünkü ben ne semalara, ne yerlere sığarım, ben ancak aciz bir kulumun kalbine sığarım. Ben o kulumla beraber gelmiştim. Onu aç olarak geri göndermekle, beni geri göndermiş oldunuz» buyurdu. Demek ki, Allah için yapılan her şey, bizzat Allah'ın kendisine yapılmış gibi olmakta, Allah o kimseden razı olmaktadır.
__________________
!!! Siz Geceleri Rüyalarınızda Kızları Düşlerken Biz Klavyemizle Savaştayız !!! !!! Siz sabahları uyanınca yüzünüzü yıkarken biz son yedeklerimizi almış yeni yatıyor oluyoruz !!! !!! Siz bizim kim olduğumuzu merak ederken biz sizin 7 sülalenizi çözüyoruz !!! !!! Siz bizi yakalamak isterken çoktan sizi teslim almış ve uzaklaşmış oluyoruz !!! [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
|||||||||
|
|
|
|
|
#9 (permalink) | |||||||||
|
Prof. Üye
Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 1.461
Rep Gücü :
Rep Puanı : 12
Rep Seviyesi :
![]() Aktiflik: 475 / 792 |
GURUR
Sâlim Şebşîrî'nin talebelerinden Nûreddîn Ali Şebrâmelîsî isminde bir zât, bir gün İmâm-ı Gazâlî hazretlerinin İhyâ kitâbından gurûr bahsini mütâlaa ediyordu. Orada ilim sâhiplerinden bâzılarının, ilimlerine güvenerek ve ilimlerinin kendilerini kurtaracağını zannederek aldandıklarını, kendini beğenmeye, kibre ve gurûra kapıldıklarını, böylece felâkete sürüklendiklerini okuyunca birden çok duygulandı. Kendisinin de o tehlikelere düşmesinden çok korktu. Şimdiye kadar öğrendiklerim bana yeter düşüncesiyle ilim öğrenmeyi bırakıp, devamlı Kur'ân-ı kerîm okumakla, oruç tutmakla, sırf ibâdet ve tâat yapmakla meşgûl olmaya karar verdi. Artık Sâlim Şebşîrî'den okumayacaktı. Ertesi gün derse gitmeyecekti. Fakat hocası derste göremeyince merak edip sorar veya yanıma gelir diye sırf hatırını gözetmek için derse gitti. Fakat, o günkü dersi mütâlaa etmemişti. Ders esnâsında hep susuyor, derse iştirak etmiyor, hep İhyâ'da okuduğu yeri düşünüyordu. Ders esnâsında Sâlim Şebşîrî de, onun bu hâlini anlamıştı. Bir ara ona; "Yâ Ali! Sana ne oldu. Bugün çok suskunsun" dedi. O da; "Efendim, bu günkü dersi mütâlaa etmedim" dedi. Sâlim Şebşîrî onun hâlini kerâmet olarak anladı ve İmâm-ı Gazâlî'nin eserlerini sayarak; "Yâ Ali! İmâm-ı Gazâlî, Müstesfâ, Vecîz gibi şu şu eserleri telif etmedi mi?" dedi. Ali Şebrâmelîsî; "Evet efendim" dedi. Bunun üzerine sâlim Şebşîrî; "Anlaşılıyor ki, sen İhyâ'dan Gurûr bahsini okumuşsun ve o sana çok tesir etmiş. İlim ile meşgûl olmamak îcâbetseydi, İmâm-ı Gazâlî hazretleri ilimle bu kadar meşgûl olur ve bu kadar eser yazar mıydı? Sen ilim taleb et! Gücün yettiği kadar Allahü teâlâdan kork. Çeşitli tehlikelere, kibre, gurûra düşmekten O'na sığın. Ümid olunur ki, Allahü teâlâ seni ihlâs sâhibi kullarından eyler" dedi. Ali Şebrâmelîsî diyor ki: "Hocamın bu sözleri bana çok tesir etti. Ben önceki düşüncelerimden vazgeçtim. İlim öğrenmeye devâm ettim. Vakitlerim hocamdan okuduğum ve okuyacağım dersleri mütâlaa etmekle geçti."l
__________________
!!! Siz Geceleri Rüyalarınızda Kızları Düşlerken Biz Klavyemizle Savaştayız !!! !!! Siz sabahları uyanınca yüzünüzü yıkarken biz son yedeklerimizi almış yeni yatıyor oluyoruz !!! !!! Siz bizim kim olduğumuzu merak ederken biz sizin 7 sülalenizi çözüyoruz !!! !!! Siz bizi yakalamak isterken çoktan sizi teslim almış ve uzaklaşmış oluyoruz !!! [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
|||||||||
|
|
|
|
|
#10 (permalink) | |||||||||
|
Prof. Üye
Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 1.461
Rep Gücü :
Rep Puanı : 12
Rep Seviyesi :
![]() Aktiflik: 475 / 792 |
DUÂ AYNI DUÂ, AMA OKUYAN AĞIZ...
Muhyiddîn-i Arabî (kuddise sırruh) hazretlerinden: Fakirin biri, bir ağaç dibinde gölgelenmekte olan Hz. Ali (r.a.)'ye gelir, ihtiyaçlarını arz eder: - Çoluk-çocuk sıkıntı içindeyim, ne olur bana biraz yardımda bulunun, der. Hz. Ali (r.a.) hemen yerden bir avuç kum alır, üzerine okumaya başlar. Sonra da avucunu açar ki, kum tanecikleri altın külçeleri hâline gelmiş... - Al, der fakire. İhtiyacını karşıla! Fakirin gözleri yerlerinden fırlayacak gibi olur: - Allah aşkına söyle yâ Emîre'l-mü'minîn! Ne okudun da kum tanecikleri altın oluverdi? der. Hz. Ali (r.a.) anlatır: - Kur'ân-ı Kerîm, Fâtiha sûresine gizlenmiştir. Bende Kur'an-ı Kerîm'i okudum, yani Fâtiha sûresini okudum bu kumlara... Bunu öğrenen fakir durur mu? O da bir avuç kum alır ve başlar okumaya. Okur, okur, okur... Ama kumlarda bir değişiklik yoktur. Altın filan olmuyor, aynen duruyor.tekrar gelir ve İmam Ali kerremallâhü vechehû hazretlerine: - Ben de okudum, ama birşey değişmiyor; kumlar altın olmuyor, der. Emîrü'l- Mü'mînin Hz. Ali (r.a.) boynunu büker, mahcup bir edâ ile cevap verir: - Ne yapayım, der. Duâ aynı duâ; ama, okuyan ağız aynı değildir! Duâ tamam; lâkin, okuyanın ihlâsı ve teveccühü tamam değildir!.. İşte bütün mesele buradadır. Okuyanın ihlâsında ve teveccühünde... Aynı duâ; aynı îman, aynı İhlâs ve aynı teveccühle okunacak ki, aynı netice elde edilebilsin. Yoksa kumu altın yapmak gibi bir iksire sahip olabilmek mümkün olmaz
__________________
!!! Siz Geceleri Rüyalarınızda Kızları Düşlerken Biz Klavyemizle Savaştayız !!! !!! Siz sabahları uyanınca yüzünüzü yıkarken biz son yedeklerimizi almış yeni yatıyor oluyoruz !!! !!! Siz bizim kim olduğumuzu merak ederken biz sizin 7 sülalenizi çözüyoruz !!! !!! Siz bizi yakalamak isterken çoktan sizi teslim almış ve uzaklaşmış oluyoruz !!! [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
|||||||||
|
|
|