AsilTurkler.com - Türkiye'nin En Asil Paylaşım Platformu

Go Back   AsilTurkler.com - Türkiye'nin En Asil Paylaşım Platformu > İslam > İslam Bilgileri > Dini Hikayeler
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Dini Hikayeler Dini Hikayeleri Bu Bölümde Bulabilir Ve Paylaşabilirsiniz

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 04-21-2008, 05:41 AM   #1 (permalink)
Prof. Üye
Yasal UyarıAsilTurkler.Com/Org 1 Yaşında.!
 
tholmel21 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 1.461
Karizma
Rep Gücü :
Rep Puanı : 12
Rep Seviyesi : tholmel21 is on a distinguished road
Seviye: 32 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 475 / 792
Güç: 487 / 1672
Deneyim: 69%
İletisim
Standart dini hikayeler



ADALET VE TEVAZU


Emevi halifelerinin büyüğü Ömer b. Abdülaziz Hazretleri, devlet başkanlığı sırasında kul hakkı ve sosyal adalet hususunda çok titiz davranırdı. Gece çalışmalarında ayrı işlere tahsis ettiği iki kandili vardı. Bunlardan birini kendi özel işleriyle ilgili notları yazarken kullanır, öbürünü ise devlet ve millet işleriyle ilgili yazışmalarda kullanırdı. Halife, birden fazla gömleği olmayan, varlıksız biriydi.

Yakınlarından birisi Ömer b. Abdülaziz'e bir elma hediye göndermişti. O da elmayı biraz kokladıktan sonra sahibine geri gönderdi. Elmayı geri götüren görevliye şöyle dedi:

- Ona de ki, elma yerini bulmuştur.

Fakat görevli itiraz edecek oldu:

- Ey müminlerin başkanı! Rasulullah Aleyhisselâm hediye kabul ederdi. Bu elmayı gönderen de senin yakınlarındandır.

Halife cevap verdi:

- Evet ama, Rasulullah s.a.v.'e verilen hediye idi. Bize gelince, bize verilen hediyeler rüşvet olur.

Valilerin maaşlarını çok bol verirdi. Sebebini şöyle açıklardı:

- Valiler para sıkıntısı çekmezler, bütün ihtiyaçları karşılanırsa, kendilerini halkın işlerine vakfederler.

Bir gece halifenin yanında bir misafiri vardı. Kandilin yakıtı tükenmişti. Misafir dedi ki:

- Hizmetçiyi uyandıralım da kandilin yağını koyuversin.

- Hayır, bırak onu uyusun. Ben ona iki ayrı işi yaptırmak istemem.

- Öyleyse ben kalkıp kandile yağ koyayım.

- Olmaz, misafire iş gördürmek yiğitlikten sayılmaz.

Kendisi kalktı, kandilin yağını koyup yerine döndü ve şöyle dedi:

- Ben kalkıp iş yaparken de Ömer'dim; gelip oturdum, yine aynı Ömer'im.

İki buçuk yıllık halifelik döneminde İslâm aleminde adaleti hakim kılmıştı. Büyük dedesi Hz. Ömer r.a. gibi adalet ve basiret sahibiydi. Henüz kırk yaşlarında iken onu çekemeyenler tarafından bin dinar altın para karşılığında hizmetçisi eliyle zehirlenmişti. Hizmetçisi suçunu itiraf ettiğinde, Ömer b. Abdülaziz, paraları adamdan alarak devlet hazinesine koymuş, kendisini serbest bırakmış, öldürülmekten kurtulması için de kaçmasını söylemişti.
__________________
!!! Siz Geceleri Rüyalarınızda Kızları Düşlerken Biz Klavyemizle Savaştayız !!!
!!! Siz sabahları uyanınca yüzünüzü yıkarken biz son yedeklerimizi almış yeni yatıyor oluyoruz !!!
!!! Siz bizim kim olduğumuzu merak ederken biz sizin 7 sülalenizi çözüyoruz !!!
!!! Siz bizi yakalamak isterken çoktan sizi teslim almış ve uzaklaşmış oluyoruz !!!


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
tholmel21 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04-21-2008, 05:41 AM   #2 (permalink)
Prof. Üye
Yasal UyarıAsilTurkler.Com/Org 1 Yaşında.!
 
tholmel21 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 1.461
Karizma
Rep Gücü :
Rep Puanı : 12
Rep Seviyesi : tholmel21 is on a distinguished road
Seviye: 32 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 475 / 792
Güç: 487 / 1672
Deneyim: 69%
İletisim
Standart Cevap: dini hikayeler

Ahsen-ül Kasas

Başlıkta okuduğumuz terkip, 'Kıssaların en güzeli' demektir. Bu tâbir, Kur'ân-ı Kerim'de, Hz. Yûsuf aleyhisselâmın kıssası için kullanılmıştır. Bu kıssayı, ya bir tefsirden, veya onunla alâkalı bir kitaptan okumanızı tavsiye ederiz.

Bildiğimiz sebeplerle Kenan diyarından Mısır'a getirilen Hz. Yûsuf, Yâkup aleyhisselâmın oğludur. Dedesi Hz. İshak, büyük dedesi de Hz. İbrâhim'dir. Hepsi de şirke karşı tevhîdi, küfre karşı îmânı tebliğ etmiş, Allâh'ın nûrunu kalplere nakşetmek için mücâdele etmişlerdir.

Böylesine muazzez, mukaddes ve müberrâ bir nesilden gelen Hz. Yûsuf, aristokrat bir hayat içinde yüzen Mısır saraylarında; hayâ, edep ve terbiye âbidesi olarak insanlara örnek olmuş, aslâ gayr-i meşrû tekliflere iltifat etmemişti. Hatta ahlâksızca yapılan îmâ ve baskılara karşı Cenâb-ı Hakka, bunlardan kurtarması için yalvarıp, 'Zindan, bunların beni dâvet ettiği şeyden iyidir Rabbim, dedi.' (S. Yûsuf, 33)

Sonra, Aziz ve arkadaşları, Hz. Yûsuf (a.s.)'un mâsûmiyetini isbat eden bütün o kat'î delilleri görmelerine rağmen, halkın dedi-kodusunu kesmek için onu zindana attılar. Hatta onunla beraber, biri hükümdârın sâkîsi, diğeri de ekmekçisi olmak üzere iki delikanlı daha hapse atıldı. Onlar, hükamdarı zehirlemeye teşebbüs etmek suçuyla itham olunuyorlardı.

Bunlardan biri,

' Ben rüyamda kendimi şarap için üzüm sıkıyor gördüm, dedi.

Öbürü ise;

' Ben de rüyamda kendimi başımda ekmek götürüyor, kuşlar da gagalayıp yiyor gördüm, dedi. Bize bunların tâbirini haber ver; çünkü biz seni, iyilik edenlerden görüyoruz, dediler.

Dahhak rahımehullah hazretlerine;

' Yûsuf aleyhisselâmın iyiliği ne idi? diye sorulduğunda, şöyle cevap verdi:

' O, dâima iyiliği tercih eder, bütün hâl ve hareketlerinde güzel ahlâkını gösterirdi: Zindandaki hastaları ziyaret eder, mahzunlara dost ve arkadaş olup onları tesellî eder, yeri dar olanlara genişlik sağlar, muhtaç olanlara yardım toplayıp verirdi. (Devamı yarın)

Yûsuf aleyhisselâm delikanlılara dedi ki:

' Size rüyanızda rızık olarak yiyecek bir şey gelecek oldu mu, ben muhakkak onun ne olduğunu, daha size gelmezden evvel rüyanızı tâbir eder, haber veririm.

Dikkat edilirse, Yûsuf aleyhisselâm onları, kendisine sorulanlara cevap vermezden evvel, tevhîde dâvet ve doğru yola irşad etmek istiyor. Bu dâvet ve tâbirinde doğruluğuna delâlet etmek üzere de, gaybden haber verme mûcizesini anlatıyor. Zira bütün peygamberlerin, peygamber olduklarını isbat için mûcize göstermeleri gerekir.

Yûsuf aleyhisselâm konuşmasına devam ederek şöyle diyor:

' Bu, Rabbimin bana öğrettiği ilimlerdendir. Çünkü ben, Allâh'a inanmayan, âhireti de inkâr eden bir kavmin dînini terk ettim. Atalarım İbrâhim, İshak ve Yâkub'un dînine uydum. Allâh'a herhangi bir şeyi ortak koşmamız bizim için doğru olmaz. Bu tevhid, bize ve bütün insanlara Allâh'ın bir lûtfudur; fakat, insanların çoğu buna mukabil şükretmezler.

Ey Benim zindan arkadaşlarım, düşünün bir kere; darma dağınık birçok rabler mi iyi, yoksa her şeyi hükmü altında tutan ve kahredici olan bir tek Allah mı?

Sizin onu bırakıp taptıklarınız, kendinizin ve atalarınızın takmış oldukları kuru, mânâsız ve boş isimlerden başkası değildir. Allah, onların gerçekliği hakkında hiçbir delil indirmemiş, onlara hiçbir güç vermemiştir. Hüküm, yalnız Allâh'ındır. O, yalnız kendisine ibâdet etmenizi emretmiştir. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.

Ey zindan arkadaşlarım, rüyalarınıza gelince; biriniz efendisine şarap içirecek, diğeri ise asılıp tepesinden kuşlar yiyecektir. İşte hakkında fetvâ istemekte olduğunuz mes'ele, böylece olup bitmiştir.

Bundan sonra Yûsuf aleyhisselâm, bu iki delikanlıdan, kurtulacağını bildiği kimseye yani sâkîye dedi ki:

' Beni efendinin yanında an, benden bahset.

Fakat şeytan, efendisine onu anlatmayı unutturdu. Bu yüzden Yûsuf aleyhisselâm, daha nice yıllar zindanda kaldı. (S. Yûsuf, 35-42)

Yani Hz. Yûsuf, Allah'tan başkasından yardım istediği için, beş yıllık mahpusluktan sonra, yedi yıl daha hapiste kaldı. Zira böyle bir istek ümmetten herhangi bir fert için gayet normal olmakla birlikte, bir peygamber için münasip değildi.

Onun zindanda kaldığı 12 sene âyet-i kerimedeki 'üzkürnî ınde rabbik' kavl-i keriminin harflerinin miktarına müsâvidir. Bu 12 adedinde daha başka acâib sırlar da vardır:

Burçlar, aylar on ikidir. 'Lâ ilâhe illallah' ve 'Muhammedün Resûlüllah'ın asılları da on ikişer harftir.

Kezâ Yâkup aleyhisselâmın oğulları da 12 idi. (Rûhu'l-Beyan)

Yûsuf aleyhisselâm, Mısır'ın iktisadî bakımdan en kritik bir devresinde yani yedi sene süren kıtlık yıllarında hazînenin başına geçmiş ve önceden aldığı tedbirlerle ülkeyi bir bâdireden kurtarmıştır.

Hz. Yûsuf, bu güzel hizmeti yapmayı, bizzat kendisi tercih etmiştir. İlk bakışta, peygamberlik makamında bulunan bir zâtın Mısır Hükümdârı'nın emrinde (bugünkü tâbirle) Mâliye Bakanlığı yapması garip karşılanabilir; fakat, insanlığa iktisadî yönden bir hizmet verirken, kazandığı sevgi-saygı ve hüsn-i zanla en müessir bir şekilde İslâm'ı tebliğ, telkin ve tâlim etmesi, kısacası o milleti maddî-mânevî tehlikelerden beraberce kurtarması, ibret ve ders alınacak bir husustur.

Onun içindir ki, Kur'ân-ı Hakîm'de Yûsuf aleyhisselâmın kıssasına, kıssaların en güzeli mânâsında, 'Ahsenü'l-Kasas' tâbir edilmiştir.
__________________
!!! Siz Geceleri Rüyalarınızda Kızları Düşlerken Biz Klavyemizle Savaştayız !!!
!!! Siz sabahları uyanınca yüzünüzü yıkarken biz son yedeklerimizi almış yeni yatıyor oluyoruz !!!
!!! Siz bizim kim olduğumuzu merak ederken biz sizin 7 sülalenizi çözüyoruz !!!
!!! Siz bizi yakalamak isterken çoktan sizi teslim almış ve uzaklaşmış oluyoruz !!!


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
tholmel21 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04-21-2008, 05:41 AM   #3 (permalink)
Prof. Üye
Yasal UyarıAsilTurkler.Com/Org 1 Yaşında.!
 
tholmel21 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 1.461
Karizma
Rep Gücü :
Rep Puanı : 12
Rep Seviyesi : tholmel21 is on a distinguished road
Seviye: 32 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 475 / 792
Güç: 487 / 1672
Deneyim: 69%
İletisim
Standart Cevap: dini hikayeler

Aradaki Fark

Hazret-i Ömer 'r.a.' anlatıyor:
- Bir gün Resûl-i ekrem 'sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem' bize, askeri donatmak için, sadaka getirin diye, emr etdiler. Benim malımın çok olduğu bir zemân idi. Gönlümden geçdi ki, her zemânda, kardeşim Ebû Bekr 'radıyallahü teâlâ anh' sadaka husûsunda hepimizden fazla sadaka verirdi. Ammâ bu def'a ben ondan fazla vereyim diye, malımın yarısını götürdüm.
Resûlullah 'sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem' buyurdular ki,
- Yâ Ömer! Ev halkına ne alıkoydun.
Dedim ki,
- Yâ Resûlallah! Yarısını alıkoydum. Bu sırada Ebû Bekr 'radıyallahü anh' cümle malını getirip, koydu. Hazret-i Fahr-i Enbiyâ buyurdu ki,
- Yâ Ebâ Bekr!Ev halkına ne alıkoydun?
Ebû Bekr,
- Yâ Resûlallah! Ehlime Allahü teâlâyı ve Resûlünü alıkoydum, deyince,
- İkinizin arasındaki fark, cevâbınız arasında olan fark gibidir, buyurdular.
Ondan sonra, Ebû Bekr-i Sıddîkın her bir işde, önüne geçme ümmidimi kesdim.
__________________
!!! Siz Geceleri Rüyalarınızda Kızları Düşlerken Biz Klavyemizle Savaştayız !!!
!!! Siz sabahları uyanınca yüzünüzü yıkarken biz son yedeklerimizi almış yeni yatıyor oluyoruz !!!
!!! Siz bizim kim olduğumuzu merak ederken biz sizin 7 sülalenizi çözüyoruz !!!
!!! Siz bizi yakalamak isterken çoktan sizi teslim almış ve uzaklaşmış oluyoruz !!!


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
tholmel21 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04-21-2008, 05:42 AM   #4 (permalink)
Prof. Üye
Yasal UyarıAsilTurkler.Com/Org 1 Yaşında.!
 
tholmel21 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 1.461
Karizma
Rep Gücü :
Rep Puanı : 12
Rep Seviyesi : tholmel21 is on a distinguished road
Seviye: 32 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 475 / 792
Güç: 487 / 1672
Deneyim: 69%
İletisim
Standart Cevap: dini hikayeler

"Allah’TAN KORK, MÜHRÜMÜ BOZMA!"


Geçmiş ümmetlerde gurbete çalışmaya giden üç arkadaş, bir ara yoğun bir yağmura mâruz kalınca yol kenarındaki bir mağaraya sığınırlar. Ne var ki, karşı dağdan, düşen yıldırım sebebiyle kopup yuvarlanan bir taş gelir, içinde bulundukları mağaranın kapısına sıkışıp kalır.
İçeride bulunan üç arkadaş korkup düşünmeye başlarlar. Nasıl çıkacaklar kapanmış olan mağaradan? Biri der ki: Bu belâdan kurtulmamızın bir çâresi olabilir. O da, Rabbimizin rızâsı için yapmış olduğumuz iyilikler. Gelin bunları şefaatçı yapıp buradan kurtulmayı Rabbimizden dileyelim.

Bu sebeple biri der ki:

– Ey Rabbim! Ben yanında işçi çalıştıran biriydim. Bir gün, çalışan işçim akşam yevmiyesini almaya gelmedi. Ben de onun parasını onun adına ayırıp çalıştırdım. Seneler sonra gelince parasını kazancıyla birlikte verdim. Şaşırdı, almak istemedi. Sonra ciddi olduğumu anlayınca yevmiyesini kazancıyla alıp sevinerek gitti. Bunu sadece senin rızân için yaptım. Eğer senin yanında makbul oldu ise, bunun hürmetine şu kayayı, çıkacağımız yerden uzaklaştır!

Bu dua üzerine kaya yerinden kımıldar, ama çıkılacak kadar yer açılmaz.

İkincisi de şöyle der

– Ey Rabbim! Ben annesine çok hizmet eden biriyim. Bir gece annem su istemiş, ben de koşup dışarıdan su getirmiştim, baktım annem uyumaktadır. Karşısında uyanıncaya kadar bekledim. Gece yarısı uyandığında beni karşısında bekler halde görünce çok memnun olup duâ etmişti. Bunun hürmetine bu belâdan bizi kurtar.

Kaya biraz daha kımıldar, ama yine kurtulmaya yeterli değildir.

Üçüncü olarak da son arkadaşları şöyle duâ eder:

– Ey Rabbim! Memleketimizde kıtlık olmuş, bir çok âile açlık belâsına mâruz kalmıştı. Benim durumum ise iyi idi. Bir gün komşum kızı yanıma gelip açlıktan ölüm tehlikesi geçirmekte olan âilesi için benden yiyecek birşeyler istemiş, ben de ona kendisini bana teslim etmesi halinde istediğini verebileceğimi söylemiştim. Başka çâresinin kalmadığını anlayan kızcağız, nihayet isteğime râzı olmuş, birlikte tenha yere gittiğimizde birden şu ikazda bulunmuştu:

– Ey elinde imkân olan adam! Allah’dan kork, benim iffet mührümü nikâhsız bozmaktan hicap duy! Bu mühür, ancak nikâhla bozulur, başka değil!

Bu beklenmedik ikazdan korkup titremeye başladım. Kendimi mâsum bir kızın namus mührünü bozan iffetsiz durumuna düşürmekten utandım ve dedim ki:

– Haydi gel, istediğin kadar yiyecek al, mührünü muhafaza ederek iffetinle yaşa.

Böylece ona istediğini verdim ve mührünü bozmadım. Bunu senin rızân için yaptım. Eğer kabul edildi ise, şu kayayı kapımızdan uzaklaştır da çıkıp kurtulalım.

Bir de baktılar ki, sıkışmış kaya paldır küldür yuvarlanıp gitti, kurtulup dışarı çıktılar.

Evet, işte iffetsizlerin yersizliğini söylemek istedikleri kızlık işaretinin hadisteki adı mühürdür.
__________________
!!! Siz Geceleri Rüyalarınızda Kızları Düşlerken Biz Klavyemizle Savaştayız !!!
!!! Siz sabahları uyanınca yüzünüzü yıkarken biz son yedeklerimizi almış yeni yatıyor oluyoruz !!!
!!! Siz bizim kim olduğumuzu merak ederken biz sizin 7 sülalenizi çözüyoruz !!!
!!! Siz bizi yakalamak isterken çoktan sizi teslim almış ve uzaklaşmış oluyoruz !!!


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
tholmel21 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04-21-2008, 05:42 AM   #5 (permalink)
Prof. Üye
Yasal UyarıAsilTurkler.Com/Org 1 Yaşında.!
 
tholmel21 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 1.461
Karizma
Rep Gücü :
Rep Puanı : 12
Rep Seviyesi : tholmel21 is on a distinguished road
Seviye: 32 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 475 / 792
Güç: 487 / 1672
Deneyim: 69%
İletisim
Standart Cevap: dini hikayeler

AMEŞ VE KARISI

İmam-ı Azam Ebu Hanife rh.a.'in arkadaşlarından, o dönemin hadis ve kıraat âlimlerinden Süleyman A'meş, bir gece evinde eşiyle tartışmış ve hanımını biraz incitmişti. Buna rağmen tartışmadan hemen sonra hanımıyla tekrar konuşmak istemiş, ama hanımı kocasına kırgın olduğu için, adamın sözlerini cevapsız bırakmıştı.
Adam öfkeyle:
-Niçin bana cevap vermi yorsun? diye hanımını bağırıp, azarladı. Fakat bir cevap alamadı.
A'meş'in kızı babasına:
-Bu gece olmasa da, yarın sabah konuşur seninle, dediyse de adamın öfkesi dinmedi:
-Eğer bu gece benimle konuşmazsa, benden kesin boş olsun, dedi.
Kızcağız da annesini konuşması için ikna etmeye çalıştı. Ama annesi inat etti, konuşmamakta direndi.Karısının konuşmamakta kararlı olduğunu gören A'meş'in ise az önce öfkeyle ettiği yeminin ciddiyeti aklına geldi, söylediğine pişman oldu. Eşiyle boş olmaktan kurtulmak için care düşünmeye başladı. Gecenin bir yarısında giyinip evden cıktı. Doğru Ebu Hanife Hazretlerinin evine gitti. Ebu Hanife onu içeri alıp derdini sordu. A'meş karısıyla olan hadiseyi anlattı, dert yandı:
-Bu kadın bu tavrıyla benden kurtulup kaçmak istiyor. Beni sıkıntıya sokmasından korkuyorum. Kendisi çocukların annesidir. Onu boş olmaktan kurtarıp beni rahatlatacak bir care var mı? diye sordu.
Ebu Hanife:
-Üzme kendini. Allah'ın izniyle bir care bulunur, dedi.
Ebu Hanife, A'meş'in oturduğu yerdeki mescidin müezzinine haber gönderip yanına çağırdı. Bu gece sabah ezanını henüz vakti girmeden okumasını tenbihledi. A'meş de evine dönüp, ezanı beklemeye başladı. Daha sabah olmadan okunan ezanı duyan A'meş'in hanımı, sabah oldu da boşanması gerçekleşti zannederek konuştu:
-Oh be! dedi. Senden kurtuldum, kötü huylu herif!
A'meş ise kıs kıs gülerek cevap verdi:
-Henüz sabah olmadı. Sen de konuşup yeminimi bozdun. Bize çare gösterenden Allah razı olsun.
__________________
!!! Siz Geceleri Rüyalarınızda Kızları Düşlerken Biz Klavyemizle Savaştayız !!!
!!! Siz sabahları uyanınca yüzünüzü yıkarken biz son yedeklerimizi almış yeni yatıyor oluyoruz !!!
!!! Siz bizim kim olduğumuzu merak ederken biz sizin 7 sülalenizi çözüyoruz !!!
!!! Siz bizi yakalamak isterken çoktan sizi teslim almış ve uzaklaşmış oluyoruz !!!


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
tholmel21 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04-21-2008, 05:42 AM   #6 (permalink)
Prof. Üye
Yasal UyarıAsilTurkler.Com/Org 1 Yaşında.!
 
tholmel21 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 1.461
Karizma
Rep Gücü :
Rep Puanı : 12
Rep Seviyesi : tholmel21 is on a distinguished road
Seviye: 32 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 475 / 792
Güç: 487 / 1672
Deneyim: 69%
İletisim
Standart Cevap: dini hikayeler

ANNENİN HİZMETE İHTİYACI VAR

Ebû'l-Haseni'l-Harkânî (k.s)hazretleri şöyle anlatır:

'İki kardeş vardı. Bu iki kardeşin hizmete muhtaç bir anneleri vardı. Her gece kardeşlerden biri annenin hizmeti ile meşgul olur, diğeri Allah Teâlâ'ya ibâdet ederdi. Bir akşam, Allah Teâlâ'ya ibâdet kardeş, yaptığı ibâdetten, duyduğu hazdan dolayı kardeşine:

'Bu gece de anneme sen hizmet et, ben ibâdet edeyim, dedi.

'Kardeşi kabul etti. İbâdet ederken secdede uyuya kaldı ve o anda bir rüya gördü. Rüyasında bir ses ona:

'Kardeşini affettik, seni de onun hatırı için bağışladık, deyince genç:

'Ben Allah Teâlâ'ya ibâdet ediyorum. Kardeşim ise anneme hizmet ediyor. Fakat beni onun yaptığı amel yüzünden bağışlıyorsunuz, dedi. Ses ona:

''Evet, senin yaptığın ibâdetlere bizim hiç ihtiyacımız yok. Fakat, kardeşinin annene yaptığı hizmetlere annenin ihtiyacı vardı, karşılığını verdi.
__________________
!!! Siz Geceleri Rüyalarınızda Kızları Düşlerken Biz Klavyemizle Savaştayız !!!
!!! Siz sabahları uyanınca yüzünüzü yıkarken biz son yedeklerimizi almış yeni yatıyor oluyoruz !!!
!!! Siz bizim kim olduğumuzu merak ederken biz sizin 7 sülalenizi çözüyoruz !!!
!!! Siz bizi yakalamak isterken çoktan sizi teslim almış ve uzaklaşmış oluyoruz !!!


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
tholmel21 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04-21-2008, 05:43 AM   #7 (permalink)
Prof. Üye
Yasal UyarıAsilTurkler.Com/Org 1 Yaşında.!
 
tholmel21 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 1.461
Karizma
Rep Gücü :
Rep Puanı : 12
Rep Seviyesi : tholmel21 is on a distinguished road
Seviye: 32 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 475 / 792
Güç: 487 / 1672
Deneyim: 69%
İletisim
Standart Cevap: dini hikayeler

Asalet & Terbiye


Firavun'un kahinleri, saltanatı yıkacak çocuğun dünyaya geldiğini kendisine haber verdiler. Firavun ölmemek için öldürmek sevdasına kapıldı. O sene dünyaya gelen erkek çocuklarını, kılıçtan geçirtmeye başladı. Cellatlar; sokak sokak, ev ev dehşet ve ölüm saçıyorlardı.
Kadının biri, doğum sancıları başlayınca, mağaraya vardı ve çocuğunu orada dünyaya getirdi. Çocuğunun , gözünün önünde öldürülmesinden korktuğu için orada bırakarak evine döndü. Mukadderatı ile başbaşa kalan çocuğu, Cenab-ı Hakk'ın emriyle, Hz.Cebrail besleyip büyüttü.

İlk fırsatta mağaraya koşan kadın, çocuğunu hayatta bulunca sevindi, onu emzirip doyurdu ve tekrar evine döndü. Günler böylece geçerek küçük büyüdü ve sonunda Hz.Musa'nın kavmini, altından buzağıya taptıran kimse bu çocuk oldu. Adı Musa.

Samira kabilesine mensup bulunduğu için, kendisine Samiri lakabı verilmiştir. Asalet olmayınca, Cebrail aleyhiselamın verdiği gıdaya ihanet etti.

Diğer bir Musa da Allah'ın Kelimi, Peygamberi ve Firavun'un helakinin zahir planda sebebi oldu. Cenab-ı Hakk, onu Firavun'un sarayında ve kucağında büyüttürdü. Hz.Musa'nın annesi, kalbine gelen bir ilhamla oğlunu bir sandık içine koyarak Nil'in akıntısına bıraktı. Nil'in kıyısında yapılmış sarayının balkonunda, karısı Asiye ile birlikte oturmakta bulunan :Firavun, nehirden gelmekte olan sandığı yakalatıp açtırdı. Derhal, içinden çıkan küçük Hz. Musa'yı öldürtmek için emir verdiyse de Asiye buna mani olarak:
- Benim için de, senin içöin de bir göz bebeği! Onu öldürmeyin. Olur ki, bize faidesi dokunur, yahut onu evlat ediniriz, dedi. Netice itibariyle Firavun'un büyüttüğü Musa; Peygamber oldu ve Firavun'un saltanatını yıktı. Bir Arab şairi, aslet olmayınca terbiyenin fayda vermeyeceğini dile getiriken:

Fe Musa'llezi rabbahü Cibrilü kafirün
Ve Musa'llezi rabbahü Fir'avnü mürselü


demiştir. Yani": (Asalet olmadığı için) Cebrail'in büyüttüğü Musa kafir oldu ve (asil bir soya sahip olduğu için) Firavun'un beslediği Musa ise Peygamberdir"
__________________
!!! Siz Geceleri Rüyalarınızda Kızları Düşlerken Biz Klavyemizle Savaştayız !!!
!!! Siz sabahları uyanınca yüzünüzü yıkarken biz son yedeklerimizi almış yeni yatıyor oluyoruz !!!
!!! Siz bizim kim olduğumuzu merak ederken biz sizin 7 sülalenizi çözüyoruz !!!
!!! Siz bizi yakalamak isterken çoktan sizi teslim almış ve uzaklaşmış oluyoruz !!!


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
tholmel21 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04-21-2008, 05:43 AM   #8 (permalink)
Prof. Üye
Yasal UyarıAsilTurkler.Com/Org 1 Yaşında.!
 
tholmel21 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 1.461
Karizma
Rep Gücü :
Rep Puanı : 12
Rep Seviyesi : tholmel21 is on a distinguished road
Seviye: 32 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 475 / 792
Güç: 487 / 1672
Deneyim: 69%
İletisim
Standart Cevap: dini hikayeler

AYYAŞI ALIKOYMA

Mansur'un emriyle, Beytülmalın kasasını açmışlardı ve herkese oradan, bir miktar veriyorlardı. Şakrani de Beytülmaldan payını almak için gelenlerden biriydi. Fakat kimse onu tanıyamadığı için, kendisine bir pay almaya, vesilesi yoktu. Cedlerinden birinin köle olup Resul-i Ekrem (s.a.a)'in onu azat etmiş olması itibariyle bu azatlık unvanı ister istemez Şakrani'ye de, oradan miras kalmıştı ve onun için kendisine, 'Mevla Resulallah' yani Resulullah'ın azatlısı diyorlardı. Kendisine gelen bu unvan, Şakrani için, bir nevi intisab ve iftihar sayılıyordu. Bu yüzden o da kendisini, risalet hanedanına mensup sayıyordu.

Bu arada, Şakrani'nin meraklı ve endişeli gözleri, Beytülmaldan kendisi için payını alacak bir, vesile aramaktaydı ki, İmam Sadık (a.s) 'ı gördü. Yanına giderek hacetini söyledi. İmam gitti uzun sürmedi. Şakrani için bir pay alıp bizzat getirdi onu Şakrani'nin eline verdiği zaman yumuşak bir dille ona, şu cümleyi söyledi:
- İyi bir iş kimin tarafından yapılırsa yapılsın, iyidir fakat senin tarafından ve risalet hanedanına bağlı olduğun için daha iyi ve daha güzeldir. Kötü bir işe gelince, oda her kimse tarafından yapılırsa yapılsın, kötüdür fakat aynı intisabından dolayı, senin tarafından yapılırsa, daha çok kötü ve daha çok çirkindir.

İmam Sadık (a.s) bu cümleyi buyurunca, İmamdın onun sırrından yani, ayyaşlığından haberdar olduğunu anladı. İmam onun, ayyaş olduğunu bildiği halde, kendisine sevgi gösterdi ve sevgisinin arasında, kusurunu da söyledi. Şakrani bundan çok utandı ve kendisini kınadı.
__________________
!!! Siz Geceleri Rüyalarınızda Kızları Düşlerken Biz Klavyemizle Savaştayız !!!
!!! Siz sabahları uyanınca yüzünüzü yıkarken biz son yedeklerimizi almış yeni yatıyor oluyoruz !!!
!!! Siz bizim kim olduğumuzu merak ederken biz sizin 7 sülalenizi çözüyoruz !!!
!!! Siz bizi yakalamak isterken çoktan sizi teslim almış ve uzaklaşmış oluyoruz !!!


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
tholmel21 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04-21-2008, 05:43 AM   #9 (permalink)
Prof. Üye
Yasal UyarıAsilTurkler.Com/Org 1 Yaşında.!
 
tholmel21 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 1.461
Karizma
Rep Gücü :
Rep Puanı : 12
Rep Seviyesi : tholmel21 is on a distinguished road
Seviye: 32 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 475 / 792
Güç: 487 / 1672
Deneyim: 69%
İletisim
Standart Cevap: dini hikayeler

BALİNA ZİYAFETİ

Ashab-ı Kiram'dan Cabir r.a. Hazretleri anlatıyor:

Rasulullah s.a.v. bizi bir müfreze (askeri birlik) ile göndermişti. Başımıza da Ebu Ubeyde'yi komutan tayin etmişti. Kureyş'e ait bir kervanı ele geçirmekle vazifeliydik. Azık olarak da bize bir dağarcıkta hurma verilmişti. Başka azığımız yoktu. Ebu Ubeyde, bize birer tane hurma veriyordu.

- O bir hurmayı ne yapıyordunuz? diye sorulunca dedi ki:

- Çocuğun emmesi gibi o hurmayı ağzımızda tutup emiyorduk. Sonra da üstüne su içiyorduk. Bu bize bir gün bir gece yetiyordu. Değneğimizle ağaç yapraklarını çırparak, düşen yaprakları su ile ıslatıp yiyorduk.

Böylece yolumuza devam ettik. Deniz kıyısına vardık. Deniz kıyısında büyük bir kum tepesi gibi bir şeyin yükseldiğini gördük. Yanına vardığımızda kıyıdaki şeyin anberbalığı (balina) denen hayvan olduğunu gördük. Ebu Ubeyde önce:

- Bu leştir, dedi. Sonra da şunu söyledi:

- Hayır. Biz Rasulullah s.a.v.'in elçileriyiz ve Allah yolundayız. Zaruret haline düştük. Bundan yiyiniz.

Biz yaklaşık bir ay boyunca o hayvanın etiyle geçindik. Üçyüz kişiydik ve şişmanlamıştık. Hayvanın göz çukurundan testilerle yağ alıyorduk, öküz büyüklüğünde et parçaları koparıyorduk. Ebu Ubeyde bizden onüç kişiyi alıp hayvanın göz çukuruna oturtmuştu. Kaburga kemiklerinden birini alıp yere dikti; sonra en yüksek deveyi binicisiyle onun altından geçirdi. Bu hayvanını etinden pastırma yapıp azık ettik.

Medine'ye geldiğimiz zaman Rasulullah s.a.v.'in yanına vardık. Bu durumu kendisine anlattığımızda dedi ki:

- O, Allah'ın size çıkarıverdiği bir rızıktır. Yanınızda onun etinden bize yedireceğiniz bir şey var mı?

Biz de getirdiğimiz etlerden bir miktarını Rasulullah s.a.v.'e gönderdik, O da etten yedi.
__________________
!!! Siz Geceleri Rüyalarınızda Kızları Düşlerken Biz Klavyemizle Savaştayız !!!
!!! Siz sabahları uyanınca yüzünüzü yıkarken biz son yedeklerimizi almış yeni yatıyor oluyoruz !!!
!!! Siz bizim kim olduğumuzu merak ederken biz sizin 7 sülalenizi çözüyoruz !!!
!!! Siz bizi yakalamak isterken çoktan sizi teslim almış ve uzaklaşmış oluyoruz !!!


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
tholmel21 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04-21-2008, 05:44 AM   #10 (permalink)
Prof. Üye
Yasal UyarıAsilTurkler.Com/Org 1 Yaşında.!
 
tholmel21 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 1.461
Karizma
Rep Gücü :
Rep Puanı : 12
Rep Seviyesi : tholmel21 is on a distinguished road
Seviye: 32 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 475 / 792
Güç: 487 / 1672
Deneyim: 69%
İletisim
Standart Cevap: dini hikayeler

Berberin İhlâsı

Birisi ona gelir sorar: 'İhlâsı kimden öğrendiniz?'

-Mekke-i Mükerreme'de harçlıksız kalmıştım. Basra'dan para bekliyordum ama gelmemişti. Saçım sakalım çok uzamıştı. Bir berbere girdim
'Peşin peşin söyliyeyim param yok' dedim,
'Allah rızası için saçlarımı düzeltebilir misin?'
Berber o anda mevki sahibi birini traş etmekteydi. Onu bırakıp bana başladı. Adam itiraz etti.
Berber
'Kusura bakmayınız efendim' dedi, 'Sizi ücreti mukabilinde traş ediyorum. Ama bu genç Allah rızası için istedi'
Berber dahasını da yaptı, bana harçlık verdi. Aradan birkaç gün geçti, beklediğim para geldi. Ona bir kese altın götürdüm.
'Asla alamam' dedi, 'İnan Allah'ın rızası, daha değerli'

Meclisine gelenlerden biri mübareği denemek ister. Aklınca zor bir soru hazırlar ve sorar.
Mübarek
'sözle mi cevap verelim' der, 'yoksa halle mi?'

-İkisi de olsun.

-Eğer kendi kendini deneseydin, bizi denemeye lüzum görmezdin. Kalbindeki değişimi de mi farketmedin?

-Peki hâl ile cevabınız nasıl olacak?

-Yüzüne bak anlarsın.

Adam aynayı eline aldığında kendini tanıyamaz, çünkü yüzü simsiyahtır. Üstelik bu yola olan muhabbetinden eser kalmamıştır ki bu tard oldu demektir. Büyükleri incitmek böylesine korkunç bir cürettir işte.

Aradığına bağlı

Adamın biri Cüneyd-i Bağdadi'ye gelip 'Nerede o eski kardeşlikler' der, 'Hani, Allah için sevenler?'

-Eğer sıkıntılarına katlanacak birini arıyorsan bulamazsın ama sıkıntılarına katlanacağın dostlar arıyorsan çoktur.

Cüneyd-i Bağdadi'nin talebelerinden biri şeytanın vesveselerine kapılıp kemâle geldiğini zanneder. Birbirinden cazip rüyalar görmeye başlar ve bunları arkadaşlarına da nakleder. Cüneydi Bağdadi Hazretleri onun durumuna çok üzülür. Talebesinin ayağına kadar gider ve 'Eğer rüyanda seni cennete götürürlerse üç defa 'La havle...' oku' diye tenbih eder. Hakikaten o gece rüyasında onu alıp cennete götürürler. Aklına hocasının sözü gelir. 'La havle...' okuduğu anda kendini çöplükler, pislikler içinde bulur. İçine düştüğü durumu anlar ve tevbe eder. Mübârek, 'Herkese bir mürşid-i Kâmil lâzımdır' der 'aksi halde mel'ûn şeytan musallat olur ve oyuncak eder.'

Talebelerinden biri sorar: 'Hiç ibadet ve tâat yapmadan Allah'ın (Celle Celalüh) lütfuna kavuşmak mümkün müdür?

-Zaten gelen bütün nimetler Allah'ın lütfudur. Bizim gibi acizlerin ibadetlerinden ne olsun.

Son nefes, zor nefes

Mübarek vefat edeceği gün çok korkulu ve üzgündürler. Yüzleri kül gibi olmuş rengi uçmuştur. Talebeleri bu halden çok ürkerler. Hatta içlerinden biri 'Aman efendim' der, 'biz sizin şefaatiniz ile kurtulmayı ümid ediyoruz. Eğer siz bu kadar sıkıntı çekerseniz bizim halimiz nice olur?

-Ey dostlarım yetmiş yıllık ibadetimi kıldan ince bir ipe astılar. Kâh o yana, kâh bu yana sallanıyor ve ben bu esintinin kabul yeli mi, red rüzgârı mı olduğunu bilemiyorum.

Naaşını yıkayan talebesi su ulaştırmak için mübarek gözlerini aralamaya çalışır. Melekler dile gelir, 'Kendini yorma' derler, 'Cüneydin gözü Allah'ın zikri ile kapanmıştır ve onun didarını görmeden açılmaz.'

Talebelerinden biri onu rüyasında görür. Merakla sorar: -Efendim, Allah-ü teâlâ size nasıl muamele etti?

-İlim ve marifet dolu sözlerimin hiçbir faydası olmadı. Sadece gece kıldığım namazlar imdadıma yetişti.
__________________
!!! Siz Geceleri Rüyalarınızda Kızları Düşlerken Biz Klavyemizle Savaştayız !!!
!!! Siz sabahları uyanınca yüzünüzü yıkarken biz son yedeklerimizi almış yeni yatıyor oluyoruz !!!
!!! Siz bizim kim olduğumuzu merak ederken biz sizin 7 sülalenizi çözüyoruz !!!
!!! Siz bizi yakalamak isterken çoktan sizi teslim almış ve uzaklaşmış oluyoruz !!!


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
tholmel21 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz